13 Temmuz 2020 Pazartesi

13 Nisan 2016 Çarşamba






        2015 i bordo bulamacı ile kapatmıştık. 2016 yı da budamayı takiben bordo bulamacı ile açtık. Aslında bu yıl fungusit atma niyetim yoktu. Ama bordo bulamacını aldığım yer fungusit karışımlısından vermiş. Ben de paket içeriğini okumadığım için alıp tarlaya kadar getirmişim. Her şeyde bir hayır deyip ağaçlara sıktım. 
       Bu yıl budama stratejisini değiştirdim. Geçen sene sürgünlerin ucunu almamıştım. Bu yıl geçen senenin sürgünlerinin yaklaşık 3 te birini kestim. Bir iki istisna hariç fidanların tamamını tek dal bıraktım. Sadece 3-4 fidanda ilk kat gövdeyi oluşturdum. Bazı fidanları 2,20 den kestim ki bu yıl onlardan iki kat oluşturmayı düşünüyorum. Bazı fidanları 1,70 ten kestim onlarda tek kat oluşacak. 2 metreye ulaşmayan fidanların tamamının geçen yılki sürgünlerini 3 te 1 oranında kestim. Onları tek sürgün uzatıp 2,5 metreye ulaştırmaya çalışacağım. 
        Budama ve bordo bulamacından sonra iş fidan diplerini kazmaya geldi. Bu yıl kazma işini de abartarak yaptık. ağaçların etrafını, çatal şiş marifetiyle, 1 metre çapında 25-30 cm derinliğinde kazdık. 25-30 cm derinlikte kazmamıza rağmen fidanın boğaz seviyesinden en fazla 15 cm inmişizdir diye düşünüyorum. Çünkü hem sürme hem de gübreleme nedeni ile fidanların iz düşümlerinde toprak yığılması olmuş. O yığılmayı mümkün mertebe dağıtarak fidan diplerini açtık. Böyle olunca kazma işi epey zaman aldı. Hem de çok yorucu oldu. Kazılacak yaklaşık 100-150 fidan daha var. Bu hafta yağmurlu geçti. Eğer hafta sonuna tav olursa tarlayı sürmeyi planlıyoruz. O arada kalan fidanların diplerini de kazabiliriz. Bu yıl sürmeyi yaparken toprağı fidan diplerinden uzaklaştırıp sıra aralarına toplayacak şekilde yapmayı planlıyoruz. Kısmet :).
     Kazma işi bittikten sonra hereklerin elden geçmesi gerekiyor. Sonrasında ise inşallah kulübe yapımına geçeceğiz.
    Bu yıl havalar sıcak gitti ve bahar erken geldi. Geçen yıl mayıs ayında patlayan gözler bu yıl nisan 9 unda yukarıdaki şekildeydi. Baharın erken gelmesi ağaçların sonbahar erken donlarına yakalanma riskini düşürür diye düşünüyorum. Bakalım göreceğiz.

2 Aralık 2015 Çarşamba

2015 sezon kapanışı

Bu sezon güzeldi. Geçen yıl da tam üç tane meyve almıştım. Ama bu yıl aldığım meyveler daha özel geldi. bir poşete yakın. Normalde budama sırasında meyveleri koparmıştık. Bunlar gözümüzden kaçanlarla kıyamadıklarımdan geriye kalanlar. 

Meyveler güzeldi tabi ki de asıl güzel olan fidanların gelişimiydi. İlkbaharda fidanların diplerini kazarken amonyum sülfat, leonardit ve kompoze gübre karıştırıp verdik. Tarlayı sürdükten sonra damlamaları serer gübre vermeye devam ederiz dedik. Tarlayı sürdük ancak damlamaları seremedik. Çünkü yağışlar Temmuzun 25 ine kadar devam etti. Temmuz 25'ten sonra tavlanınca tarlayı tekrar sürüp tavını kaybetmesini engelledik.  Zaten sulamayı Ağustos'un 15 inde keseriz diyorduk. O nedenle sulamamıza gerek kalmadı. Fidanlarda da herhangi bir susuzluk gözlemlemedik. Sulama yapamadığımız için suyla vermeyi planladığımız MAP ve hümik asiti de verememiş olduk. 

Budamayı Martın sonuna doğru yaptık. Fidanlar kıştan epey zarar görmüşlerdi. 10-15 fidanı değiştirdik. Son don 26 Nisan'daydı. Hatta Nisan'ın 26'sında kar yağmıştı. Sonra fidanlarda 3 büyüme dönemi oldu. Daha derinden budanan fidanlar daha kuvvetli sürdü. Daha aşağıdan gelen sürgünler daha kuvvetli büyüdü. İlk dikilen fidanlar (Kasım 2013) diğer fidanlara göre çok daha güçlü büyüdü. 

Yağış bol olup sulama sistemini sermediğimiz için otla mücadeleyi çok etkili yaptık. Tarlada neredeyse ot bitirmedik diyebilirim. İlkbaharda maalesef bordo bulamacı yapamadık. Onun yerine yapraklar fare kulağı (:))  kadarken fungusit attım. Bir defa atmam yetti. Ağaçlarda herhangi bir olumsuzluk gözlemlemedim. Sadece Ekim ayının 10'unda tarlaya gittiğimde bazı ağaçların yaprakları içe doğru buruşmuştu. 

Çok araştırmama rağmen nedenini bulamadım. Ama suçlanan genelde rüzgar ve çiğ oldu. 1 hafta sonraki gidişimde yapraklar zaten düzelmişti. 

Bazı ağaçlarda ufak çaplı antraknoz oldu. 


Antraknozu tamamen ortadan kaldırmak için ağaçlar yaprak dökünce %2 lik bordo bulamacı yapmak istiyorum. 22 Kasımda gittiğimde yapraklar hala ağaçların üzerindeydi. Önümüzdeki günlerde güzel bir hava olursa o işi de hallederim inşallah. (12 Aralık'ta yaklaşık %2,5 bordo yaptık). 

Bu yıl hasatı 10 Ekimde yaptım. Meyveler gayet lezzetli. Yeşil kabuğundan %80 i çok kolay ayrıldı. İçleri dolu ve lezzetli. Ayrıca içi tam olarak çıkıyor. 
Bazı meyvelerde ise sebebini hala öğrenemediğim bir odunsu kabuk yumuşaklığı oldu. Odunsu kabuk tam olarak sertleşememişti. Bir çocuğun bile eliyle bastırsa ezebileceği kıvamdaydı. Bazıları da delik deşik olmuştu. 

Sebebini tespit edemedim. Çok da araştırmadım açıkçası. Sanırım fidanlar çok genç oldukları için bu tür olaylar gözardı edilebilir. Çünkü fidanlar boylarına bakmadan meyve verme uğraşına giriyor. 

Sulamadan artırdığımız zamanı hayvan gübresi toplamada kullandık. Bahçeye yakın bir tarlamıza Söğüt'ten bulduğumuz 12-13 traktör hayvan gübresini yığdık. Gübreler zaten kısmen yanmıştı. Bu sene orada açık havada kalırsa seneye kullanılacak kıvama gelir. 

Ağaçların diplerine ise geçen yıldan tarlaya yığdığımız gübreyi attık. 1 er el arabası (10 kürek) hayvan gübresini fidanların etrafına yaydık. Sonrasında 400 er gram DAP gübresini banta döküp fidan diplerini çapaladık. 


Bu sene yaptığımız bakım içime sindi. Bordo bulamacını da yaparsam dört başı mamur olacak. 

Bu arada bahçenin esas elemanı da işlere ısınmaya başladı. 








19 Ekim 2015 Pazartesi

demo

bu senenin hasatını:) 11 ekimde yaptım ekte meyvelerden bir demo görüyorsunuz.


7 Temmuz 2015 Salı

ne yağmur yağdı be

yağsın tabiki. yağmasın diyen yok. hem Allah'ın işine karışılmaz. ben bütün kış boyunca bu tarlayı nasıl sulayacağım diye düşünüp durdum. (tabi ki bir şekilde sulanacaktı ancak benim çabam en efektif yolu bulmaktı.) fakat 5 temmuzda tarlaya uğradığımda ağaçların altı çamurdan çapa yapılamaz durumdaydı. böyle giderse ağustos başına kadar su istemez. zaten bu yıl sulamayı ağustos ayının 15 inde kesmeyi planlıyorduk. dolayısı ile bir ya da iki defa ancak sulayabiliriz. onu da tankerle yapıp boruları hiç sermemek daha iyi olur sanki. belki de hiç sulama yapmayız. neyse. yarınların sahibi var. ben yaptıklarımı anlatayım.  son yazı üzerinden oldukça zaman geçmiş. 

en son koyun gübresini atmışım. sonra tarlayı sürme planımız vardı ama yetişemedik. kış çok sert geçti. türkiye'nin her yerindeki müthiş kar yağışı bizim bahçeyi de es geçmedi tabii ki. bir buçuk metreyi aşan kar yükseklikleri gerçekleşti. Mart'ta bahçeye gidebildiğimde bir çok fidanın körpe dallarının ayrıldığını gördüm. ince dalların üzerine binen kar donmuş ve yukarında baskı yaparak dalın gövdeyi yararak ayrılmasına neden olmuş. bu durumda yaklaşık kırk-elli fidan vardı. neredeyse yüzde on.  fidanların o hallerinin fotoğraflarını da çektim. bir ara yüklemeyi düşünüyorum. tarlaya gidiş amacım hem kışın etkilerini görmek hem de toprak numunesi almaktı. gitmişken (daha farklı önerilse de) iki farklı noktadan üç farklı derinlikten numune aldım. numuneyi ogü ziraat fakultesinde analiz ettirdim. sonuçlar şöyle çıktı.
 fakültedeki hocalar görüş olarak nisan ayında ağaç başına 1 kg amonyum sülfat, haziran ayında 1 kg amonyum nitrat vermemi önerdiler. kimseyi kınamak istemem ama hocaların uygulama konusunda hiçbir tecrübeleri olmadığını, tamamen kitabi bilgi ile hareket ettiklerini yakinen gözlemleme fırsatım da oldu. neyse. toprak yeterli görünüyor. buradaki sorun kireçi ve ph ı biraz düşürüp, organik madde ve forsfor takviyesi yapılarak çözülecek gibi. neticede 50 kg 13.24.12+10 (SO3)+ME, (49 tl) 150 kg amonyum sülfat (100 tl) (şeker gübresi), 70 kg agrolig katkılı leonarditi (250 tl) karıştırarak nisan ayında fidanların diplerini kazıp verdim. eğer yağışlar müsaade etmiş olsaydı, bas hümik asit (120 tl/25kg) ve map (100 tl /25kg) gübresini sulama suyu ile birlikte verecektim ama kısmet değilmiş. eğer tankerle bir ya da iki sulama yaparsam yine de hümik asit ve map vermeyi düşünüyorum. bunun yanında bahçenin kenarında havalanmakta olan keçi- koyun gübrelerine leonardit ve dap gübresi karıştırıp son baharda fidanların iz düşümlerine dökmeyi planlıyorum. kısmet. 
fidanların budamasını mart sonu nisan başında yapmıştım. sonra bordo bulamacı yapacaktım ki yağışlardan tarlaya giremedik. bordo bulamacı yapamayınca nisanın 24 ünde fungusit attım. 

budama sırasında kışın kardan zarar gören çoğu fidanı 25-30 cm den kesmek zorunda kaldım. (yaklaşık 30 tane). sürer mi sürmez mi kurtarırmıyım derken o fidanlar öyle güzel patladılar ve sürgün verdiler ki kaybettiğim bir şeyi bulmuş gibi sevinmedim desem yalan olur. budama planı bu yıl da tek sürgün bırakıp fidanları boylandırmak şeklinde idi. nitekim tek sürgün bıraktım. kıştan zarar gören uç sürgünleri yanmış olan bir kaç fidanın tepesini vurdum. dolayısı ile plan bir tane iken uygulamada üç farklı budama yapmış oldum. bu da elbette tecrübe oldu. tepesi vurulan, hatta sert budanan fidanlar daha iyi geliştiğini düşünüyorum. çünkü alttan gelen sürgünler hep daha kalın ve daha kuvvetli. muhtemelen gelecek yaz bütün fidanların tepesini en az 20-30 cm keseceğim.

uzun bir aradan sonra temmuzda tarlaya gidebildim. çünkü bu yıl kırkikindi yağmurları yaklaşık 80 gün sürdü. pazar günü elime budama makasını alıp ağaçları tek sürgün olacak şekilde tekrar budadım. dipten gelen yabani sürgünleri kestim. fidanlar birinci büyüme dönemini tamamlayıp ikinci büyüme dönemine girmişler. eğer bahçe tavlanır da diplerini kazabilirsem çok süper olacak. sonra belki sulama ve gübreleme işleri var. 

bu yılki senelik iznimi tarlada geçirmek istiyordum ancak sanırım şartlar oluşmayacak. böyle olunca tarlaya yapacağım malikane de başka baharlara kalmış oluyor. hayırlısı. ama ne yağmur yağdı beee.
şu kardan zarar görmüş fidana bir örnek.


şu onun budanmış hali.
bu da benzer fidanlardan birinin sürmüş hali. 

kiraz olmadan olur mu? 

elma


kızılcık

kestane

kışı ucuz atlatmış bir ceviz 

manzara

yukarıdaki fotoğraflar 17 mayıs tarihli. 

18 nisan

5 temmuz 

5 temmuz

5 temmuz

mantar:) 


17 Kasım 2014 Pazartesi

En son sulama sistemi kararı aşamasında kalmışım.

Şu ana kadar yaşadığım en büyük kafa karışıklığı sulama sisteminin nasıl olması gerektiği hususundaydı. Her kafadan bir ses her satıcıdan bir mal çıkınca bir de anlamadığı bir mesele olunca haliyle insanın kafası karışıyor.

Geçen yıl ilkbahar yağışları bol olduğundan sulamaya haziran ayında el atabildik. 5 tane 1 tonluk plastik bidon bulup bunları birbirine bağladık. tarlanın 250 metre aşağısındaki dereye bir jcb marifetiyle set yaptırdık ve küçük bir gölet oluşturduk. Tarlanın üst başından minik göletimize 500 mt 3"lik kangal boru döşedik. tarla içine ise 2" kangal borulardan diklemesine 2 hat çektik. Tali borları ise enlemesine sererek iç sistemi oluşturduk. Fidanların başına saatte 10lt su damlatma kapasiteli yeşil renkli memelerden taktık. Bir de Hondanın WXT-20 lik benzinli moto pompasını aldık. En çok ona verdiğim 2 bin liraya yanarım. Çünkü suyu depolarımızın olduğu yere kadar değil tarlanın alt başına kadar bile basamadı. Pompa basmayınca biz de mecburen suyu traktör arkası tanker ile taşıdık. Sistem toplam 5.000 TL ye mal oldu.
 Yaz mevsimi boyunca tarlamızı 9 defa suladık. Arada yağmurlar oldu. Temmuz sonunda sulamayı kestik.  Ağustos ayını heyecanla bekledim. Çünkü Babam kuruyacak fidanların ağustos ayında belli olacağını söylemişti. Çok şükür ki sadece 3-4 fidanımız kurudu. Ağustos sonunda borularımızı topladık. Traktör arkası tırmıkla otların kabasını aldık ama tarla şu anda çok otlanmış durumda. Normalde tarlayı sürmüş olmamız gerekirdi fakat sürülü tarlada çalışmak zor olduğundan erteledik. Fidanların diplerini kasım ayının 10 u gibi kazdık. taç düşümlerine birer teneke koyun gübresi döktük. Ayrıca, 16 kasımda  tozlayıcı olarak 23 tane franquette ve 70 tane daha chandler fidanı diktik. Önümüzdeki haftasonu taşkara boyası (demir sülfür) ve dap karıştırıp diplerine atmak ve bordo bulamacı yapmak istiyorum. Sonrasında tarlayı sürüp ilkbahara kadar kapıları kapatmayı düşünüyorum.

26 Nisan 2014 Cumartesi

İlk 6 ay

Bahçemiz Söğüt İlçesinin güneyinde 830 rakımlı, yüzde 7 eğimli, 17 dönümlük bir alan. Söğüt coğrafi bölgeler haritasında 4 bölgenin birleştiği yerde olması hasebiyle hem karasal iklimin, hem karadeniz ikliminin etkisinde kalan bir ilçe. Son bahar erken ve ilk bahar geç donlarından çok fazla etkilenmeyen bir iklime sahip. Yaz sıcaklıkları gündüzleri çok fazla olsa da geceleri serin. Yabani ceviz çeşitlerinin doğal yaşam alanı.

İşe önce tarladan başladık. Her ne kadar ceviz dikimi için bir yıl öncesinden açılmış derin çukurlar önerilse de ne o kadar vaktimiz ne de sabrımız olduğundan çok teferruatlı çalışamadık. Öncelikle tarlamızı biri son baharda biri kış başında olmak üzere iki defa 50 cm derinlikten sürdük. Baştan 8x8 olarak kararlaştırdığımız dikim aralıklarını telkinlerle 8x4 olarak değiştirdik. Buna göre naylon ipler ve kazıklar vasıtası ile damalama işlemini yaptık. Kürek yardımı ile 40-50 cm derinlikte ve 30 cm çapında çukurları açtık. Her çukura 100 gr kök gübresi atıp üstünü toprakla kapattık. İlk etapta kasım sonu - aralık başında 200 adet chandler tipi tüplü ceviz fidanımızı toprağa gömdük. İkinci partide yine 200 fidanı şubat ortalarında tarlamıza yerleştirdik. Her iki dikimde de sulama yapmadık. iyiki de yapmamışız. İlk dikimimizin ardından kar ikinci dikimimizin ardından yağmur yağdı. Tozlayıcı çeşit olarak Franquette veya Ferner dikmeyi planlıyoruz. Tozlayıcı fidanların yerleri ayrıldı ancak henüz dikilemedi. Kısmetse sonbaharda onları da dikmeyi planlıyoruz. Yüzde beş hesabından yaklaşık 25 tane boş çukurumuz var. Fidanları Söğütlü bir fidancı Bursa'dan getirtti. tanesine 10 TL ödedik. Bir çuval kök gübresi (50kg) ise 60 TL ye mal oldu. Çukurların açılması ve yerleştirilmesi esnasında 300 TL gibi bir yevmiye masrafı oldu. Bunun yanına 500 TL lik mazot parasını da eklerseniz toplam maliyet 5.000 TL oldu. Ha bu arada çiftçi odasına kayıt olduk, o da 250 TL ye patladı.

Sonrasında fidanlarımızı hem yabani hem de ehli hayvanlardan korumak amacı ile tel çitle çevirdik. 2,40 cm eğri beton direk, 1,50m 6 lık tel örgü (2,5mm), ve üç sıra dikenli tel sistemi ile 700 metrelik çit ve kapı 13.600 TL tuttu.

Fidanların yanına yaklaşık 2 mt uzunluğunda sırıklar diktik ve fidanları bu sırıklara eski bir çarşaftan yırttığımız ipler vasıtası ile bağladık.

Bahçeye en son 23 Nisanda gittim. ve aşağıdaki fotoğrafları çektim. Fidanların durumu beklediğimden daha iyi. Fire neredeyse yok denecek kadar az. Daha önceki ziyaretlerimde umutsuz vaka olarak gördüğüm bazı fidanlar bile patlamış. O fidanların yeşermeye başladığını görmek insana tarifsiz duygular yaşatıyor.

Önümüz ilk bahar. Umarım beklediğimiz yağışlar gelir. İlk etapta bahçedeki otlanmayı engellemek için sürmemiz sonra da sulama için pratik, ekonomik bir çözüm üretmemiz gerekiyor.